İçeriğe geç

Dünya dillerine geçmiş Türkçe kelimeler

Yogurt, kiosk, tulip, horde, bosh... Türkçeden dünya dillerine geçen, kökeni sözlüklerle doğrulanmış kelimeler ve onların şaşırtıcı yolculukları.

Güncellendi: 5 Ekim 2026
Dünya dillerine geçmiş Türkçe kelimeler

İngilizce bir menüde "yogurt" ya da "baklava" gördüğünde tanıdık bir his uyanıyorsa, haklısın: bu kelimeler bizden gitti. Türkçe, yüzyıllar boyunca ticaret, savaş, diplomasi ve mutfak yoluyla pek çok dile kelime verdi. Bu yazıda dünya dillerine geçmiş Türkçe kelimeler arasından, kökeni sözlüklerde sağlam biçimde belgelenmiş olanları seçtik. Hangi kelimenin hangi yoldan gittiğini, yolda nasıl değiştiğini ve bazı popüler iddiaların neden yanlış olduğunu öğreneceksin.

Bir kelime nasıl dil değiştirir?

Kelimeler genellikle insanlarla birlikte yolculuk eder. Bir ürün, bir yemek ya da bir kurum başka bir topluma ulaştığında, çoğu zaman adıyla birlikte gider. Osmanlı Devleti'nin Avrupa, Balkanlar ve Orta Doğu ile yüzyıllar süren teması, bu alışverişin en yoğun yaşandığı dönemlerden biriydi.

Burada iki noktayı akılda tutmak önemli:

  • Aracı diller: Bir Türkçe kelime İngilizceye çoğu zaman doğrudan değil; Fransızca, İtalyanca, Lehçe ya da Hollandaca üzerinden ulaştı.
  • Türkçe de aracı olabilir: Bazı kelimeler Türkçeye Farsça ya da Arapçadan geçmiş, sonra Türkçe üzerinden Avrupa dillerine yayılmıştır. Bu durumda Türkçe kelimenin "kaynağı" değil, "köprüsü" olur.

Aşağıdaki listede bu ayrımı her kelime için ayrıca belirttik.

Bir de şunu unutmamak gerekiyor: Ödünç alınan kelime, yeni dilinde çoğu zaman yeni bir hayata başlar. Sesleri o dilin kurallarına uyar, yazımı değişir, hatta anlamı kayar. Bir zamanlar bahçe köşkünü anlatan kelimenin bugün bilet otomatlarına ad olması bunun güzel bir örneği. Bu yüzden etimoloji, yalnızca "nereden geldi" sorusunu değil, "yolda neye dönüştü" sorusunu da sorar.

Mutfaktan dünyaya giden Türkçe kelimeler

Yemek, kelimelerin en kolay sınır geçtiği alanlardan biri. Bir lezzeti seven, onun adını da benimser. Üstelik yemek adlarının çevirisi zordur; yeni bir tat için hazır bir karşılık bulunmadığında, en kolayı asıl adı olduğu gibi almaktır.

Yoğurt

Etymonline'a göre İngilizcedeki yogurt, 1620'lerde Osmanlı Türkçesindeki yoğurt kelimesinden alındı. Kelimenin kökü, "yoğunlaşmak, koyulaşmak" anlamıyla ilişkilendirilen yoğ-. Yani "yoğun", "yoğurmak" ve "yoğurt" aynı ailenin üyeleri. Kelime bugün Almancada Joghurt, Fransızcada yaourt gibi biçimlerle de yaşıyor.

Baklava

İngilizcedeki baklava, Etymonline kaydına göre 1650'lerde Osmanlı Türkçesinden geçti. Tatlının adı pek çok dilde neredeyse hiç değişmeden kullanılıyor; bu da kelimenin ne kadar güçlü bir "marka" olduğunun göstergesi.

Pastırma ve pastrami

New York şarküterilerinin ünlü pastrami'si, Etymonline'a göre Yidiş pastrame ve Rumence pastramă üzerinden gelir; Rumence kelimenin de büyük olasılıkla Türkçe pastırmadan, yani "bastırılmış et"ten geldiği düşünülür. Sözlük burada "büyük olasılıkla" diyor ve başka bir ihtimale de yer veriyor; bu yüzden biz de kesin konuşmuyoruz.

Kahve: Türkçe bir köprü

İngilizcedeki coffee, Etymonline'a göre Hollandaca koffie aracılığıyla Türkçe kahveden, o da Arapça qahwahdan gelir. Kelimenin kaynağı Arapça olsa da Avrupa'ya giden yolda Türkçe önemli bir durak.

Çiçekten köşke: zarif yolculuklar

Lale değil, tülbent: tulip

Listenin belki de en şaşırtıcı kelimesi bu. İngilizcedeki tulip, Fransızca tulipe ve Hollandaca/Almanca tulpe biçimleri, Etymonline'a göre Türkçedeki "lale" kelimesinden değil, tülbent kelimesinden geliyor. Tülbent de Farsça dulbanddan alınmış. Avrupalılar çiçeğin biçimini sarığa benzetmiş; bu yüzden ona sarık kumaşının adını vermişler. Turban kelimesi de aynı kökten geliyor.

Köşk ve kiosk

Bugün gazete büfeleri ya da dokunmatik ekranlar için kullanılan kiosk, aslında Türkçe köşkten geliyor. Etymonline'a göre kelime Fransızca kiosque üzerinden İngilizceye geçti; Türkçe kelimenin kökeni ise Farsça kuşk. Avrupa'da önce bahçelere konan açık süs köşkleri için kullanıldı, sonra benzerlikten dolayı sokak büfelerine adını verdi.

Ordudan sokağa: daha sert kelimeler

Ordu, horde ve Urdu

İngilizcedeki horde ("sürü, kalabalık güruh") kelimesi, Etymonline'a göre Batı Türkçesindeki "ordu, kamp" anlamlı kelimeden gelir ve Lehçe, Fransızca ya da İspanyolca üzerinden İngilizceye ulaşmıştır. Baştaki "h" sesinin Lehçede eklendiği düşünülüyor. İlginç bir yan bilgi: Pakistan'ın resmî dillerinden Urdu'nun adı da aynı Türkçe ordu kelimesine dayanıyor.

Oğlan ve uhlan

Mızraklı süvari askerlerine verilen uhlan adı, Almanca ve Lehçe ułan üzerinden Türkçe oğlan kelimesinden geliyor. Bu tür birlikler önce Osmanlı sınırına yakın topraklarda, özellikle Polonya'da Avrupa ordularına katıldı.

Boş ve bosh

İngilizcede "saçmalık, boş laf" anlamına gelen bosh, Etymonline'a göre doğrudan Türkçe boş kelimesinden alındı. Kelimeyi İngilizceye taşıyan, James Morier'nin 1834'te yayımlanan Ayesha adlı romanı oldu.

Çakal ve jackal

Jackal da Fransızca chacal üzerinden Türkçe çakaldan gelir; ancak Türkçe kelimenin kendisi Farsçadan alınmıştır. Yani burada da Türkçe bir köprü görevi görüyor.

Balkanlarda ve Doğu Avrupa'da Türkçe izler

Türkçenin en derin izleri, uzun süre birlikte yaşanan Balkan dillerinde. Sırpça, Boşnakça ve Hırvatçada jastuk (yastık) ve kašika (kaşık) gibi gündelik kelimeler Osmanlı Türkçesinden geçmiştir. Mutfak, ev eşyası ve zanaat alanlarında bu tür örnekler oldukça yaygın.

Bazı izler ise çok daha eskiye gider. Macarcadaki alma (elma) kelimesi, Osmanlı döneminden çok önce, eski Türk dillerinden alınmıştır. Rusçadaki dengi (para) kelimesinin de bir Türk dilinden alındığı kabul edilir; Kazakistan'ın para birimi tenge ile aynı kökü paylaşması bu yüzden. Bu örnekler Türkiye Türkçesinden değil, daha geniş Türk dilleri ailesinden yapılan alıntılar; aradaki farkı bilmek önemli.

Yaygın bir yanılgı: turquoise

"Turkuaz" sıkça Türkçeden geçen kelimeler listelerine girer ama durum biraz farklı. Etymonline'a göre İngilizcedeki turquoise, Eski Fransızcadaki pierre turqueise, yani "Türk taşı" ifadesinden gelir. Taş, Avrupa'ya Türkistan'dan ya da Osmanlı toprakları üzerinden geldiği için bu adı almıştır.

Yani kelime Türkçe değil, Türklerin adını taşıyan bir Fransızca kelime. Türkçedeki "turkuaz" ise sonradan Fransızcadan geri alınmış. Bir kelimenin adında "Türk" geçmesi, onun Türkçe olduğu anlamına gelmiyor.

Dünya dillerine geçmiş Türkçe kelimeleri nasıl doğrularsın?

İnternette dolaşan "şu kelime de aslında Türkçe" listelerinin bir kısmı doğru, bir kısmı ise hiçbir kaynağa dayanmıyor. Bir iddiayı kontrol etmek için şu kaynaklar işini görür:

  • Nişanyan Sözlük: Türkçe kelimelerin kökenini ve ilk tanıklıklarını gösteren çevrim içi etimoloji sözlüğü.
  • Etymonline: İngilizce kelimelerin kökenini, hangi dilden ve ne zaman geçtiğini anlatan kaynak.
  • TDK sözlükleri: Kelimenin Türkçedeki anlamı ve köken bilgisi için başvurulabilecek resmî kaynak.
  • Britannica ve büyük sözlükler: Tarihî bağlamı anlamak için yararlı.

Bir dahaki sefere "Bu kelime Türkçeden geçmiş!" diye bir paylaşım gördüğünde, önce bu kaynaklardan birine bak. Gerçek hikâye çoğu zaman efsaneden daha ilginç çıkıyor. Belki sen de bu listeye ekleyecek, kaynağıyla doğrulanmış yeni bir kelime bulursun.

  • #türkçe
  • #etimoloji
  • #dil
  • #kelimeler
  • #ilginç bilgiler
WhatsAppX

İlgili İçerikler