Kapadokya ve peri bacaları nasıl oluştu?
Yanardağlar, yağmur ve rüzgâr Kapadokya'nın peri bacalarını nasıl şekillendirdi? Bu eşsiz manzaranın hikâyesini kısa kartlarla öğren.
- 11 / 8
Her şey yanardağlarla başladı
Peri bacalarını oluşturan kayaçlar, bölgedeki yanardağların ürünü. Bunların en büyükleri Erciyes, Hasan ve Melendiz dağları. Günümüzden milyonlarca yıl önce etkin olan bu yanardağların püskürttükleri, bölgede çeşitli kayaç katmanlarının oluşmasına yol açtı. Yani bugün fotoğraflarda gördüğün masalsı manzaranın hammaddesi, çok uzun zaman önce yaşanan volkanik patlamalarla birikti.
Kaynak: TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi - 22 / 8
Altı yumuşak, üstü sert katmanlar
Yanardağların bıraktığı kayaç katmanları yaklaşık 150 metre kalınlığındaydı. Bu katmanların önemli bir özelliği vardı: alt kısımları kolay aşınan kayaçlardan, üst kısımları ise sert kayaçlardan oluşuyordu. Peri bacalarının sırrı tam olarak bu farkta yatıyor. Çünkü sonradan gelen su ve rüzgâr, yumuşak ve sert kayaçları aynı hızla aşındıramadı.
Kaynak: TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi - 33 / 8
Heykeltıraş: su ve rüzgâr
Peri bacalarını kimse yontmadı; onları doğa şekillendirdi. Eriyen kar suları, yağmurlar, rüzgârlar ve akarsular kayaç katmanlarını zamanla aşındırdı. Kolay aşınan kısımlar taşınıp giderken daha dayanıklı bölümler yerinde kaldı ve peri bacaları bu süreçte ortaya çıktı. Bu değişim bir anda olmadı; katmanlar zaman içinde, yavaş yavaş aşındı. Bugün gördüğün her peri bacası, bu uzun aşınma sürecinden geriye kalan bir parça.
Kaynak: TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi - 44 / 8
Tepedeki taş bir şemsiye gibi
Peri bacalarının tepesindeki kayalar, alttaki katmanlara göre aşınmaya çok daha dayanıklıdır. Bu sert kayalar tıpkı bir şapka ya da şemsiye gibi alttaki yumuşak katmanları yağmurun etkisinden korur. Bu yüzden şapka taşının altında kalan kısım aşınmadan kalırken çevresi aşınıp alçalır. Böylece şapkalı, uzun gövdeli o tanıdık şekiller ortaya çıkar.
Kaynak: TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi - 55 / 8
Koni mi, kalem mi?
Peri bacalarının hepsi aynı görünmez. Kimi koni, kimi ucu açılmış bir kalem biçimindedir. Kalem biçimli peri bacaları daha çok Göreme civarında bulunur. Koni biçimliler ise daha çok Ürgüp, Gülşehir ve Açıksaray'da görülür. Zelve ve Paşabağ'daki peri bacaları genellikle koni biçimlidir ve tepeleri sivridir. Bölgede yamaçların aşınmasıyla oluşan kıvrımlı kırgıbayırlar da var.
Kaynak: TÜBİTAK Bilim Çocuk Dergisi - 66 / 8
Kayaya oyulmuş evler ve kiliseler
Peri bacalarını oluşturan kayaçlar çok sert olmadığından oyularak şekillendirilebilir. Bölgede geçmişte yaşayan insanlar da bu özellikten yararlanıp kayaları oyarak kendilerine ev, sığınak ve ibadet yeri yaptı. Britannica'ya göre Bizans ve İslam dönemlerinden kalma kayaya oyulmuş kiliseler ve yer altı tünel kompleksleri bugün kırsalın dört bir yanına dağılmış durumda.
Kaynak: Britannica - 77 / 8
Yerin altındaki şehirler
Kapadokya'nın şaşırtıcı yüzü yalnızca yerin üstünde değil. Bölge, Derinkuyu ve Kaymaklı gibi geniş yer altı şehirleriyle de ünlü. Britannica'ya göre bölgenin yumuşak volkanik kayası erozyonla kulelere, konilere, vadilere ve mağaralara dönüşmüş; insanlar ise bu kayanın içine kiliseler ve tünel kompleksleri açmış. Britannica, bu yer altı yapılarını bölgenin peri bacaları ve kaya kiliseleriyle birlikte öne çıkan özellikleri arasında sayıyor.
Kaynak: Britannica - 88 / 8
1985'ten beri dünya mirası
Kapadokya'nın doğal ve kültürel değeri dünya çapında tescilli. Britannica'ya göre Göreme Millî Parkı ve bölgedeki diğer kaya yerleşimleri 1985'te UNESCO Dünya Mirası olarak kabul edildi. Göreme Millî Parkı'nda çok sayıda kayaya oyulmuş kilise ve konut bulunuyor. Yani peri bacaları jeolojiyle insan yaşamının iç içe geçtiği bir açık hava müzesi gibi.
Kaynak: Britannica



